Z KUŞAĞI VE DOĞA
Dijital çocuklar ya da en yaygın kullanım ile Z kuşağı, bir çok kaynağa göre 1996 yılından itibaren doğan bireyler olarak biliniyorlar. Tabiri caizse dünyaya sanal bir gözlüğün ardından bakan bu neslin, elbette ki kendilerine oranla teknoloji'yle ilişkisi sınırlı olan Y kuşağı ile arasında bulunan uçurum hepimizin malumu. Onları anlamakta ve aynı dili konuşmakta hem aileler, hem biz eğitimciler bazen yetersiz kalıyoruz. Bu açıdan bakınca teknolojinin kucağına doğan bu bireyleri ''en yalnız nesil'' olarak değerlendiriyorum ben. İçine düştükleri duygudan ve anlamdan yoksun, gerçek dünyadan uzak, çevrimiçi bir kısır döngünün içinde, benliklerini kazanabilmek adına çırpınıp duruyorlar. Onları bu girdaptan çekip çıkarmanın yolu doğa ile temaslarını artırmaktan geçiyor diye düşünüyorum. Sanırım bu konuda en büyük görev biz coğrafya öğretmenlerine düşüyor. Her ne kadar pandemi imkanlarımızı kısıtlasa da geçmiş dönemlerde, yıl içinde bir kaç kez de olsa yaptığımız doğa ile iç içe geçen eğitimlerin özlemini duyuyorum.
Dijital çocukların doğa ile teması geleceğimiz açısından önem arz ediyor. İlerde öz güvenleri ile bilinen,liderlik vasfı yüksek bu nesil arasından Dünya'ya ve coğrafyamıza yön verecek olanlar çıkacak. Öyleyse teknolojinin daha çok zararlı yanlarına maruz kalan, giderek gerçeklikten uzaklaşmaya başlayan Z Kuşağının doğa ile arasındaki bağı sıkı tutmalı. Hayatı ve ekonomiyi planlayacak olan bu kuşağın doğadan ve coğrafi bilgiden kopuk yetişmesi içinde bulunduğumuz küresel iklim felaketinin boyutlarını daha da büyütecektir. Günümüzde bunun örneklerini ne yazık ki bolca görmekteyiz. Doğaya sadece yağmalanacak bir arazi parçası gözüyle bakanların, yaşam alanlarımıza verdiği telafisi mümkün olmayan zararlar, canımızı her geçen gün biraz daha yakıyor. Gelecekte de bunun örneklerini yaşamamak adına dijital çocuklarımızı bilim ile doğaya bağlamalıyız. Onlara, doğa-insan ilişkisini anlayabilecekleri, sınırlı kaynaklarımızı sürdürülebilir bir dünya için nasıl kullanabileceklerini eyleme dönük uygulamalar ile anlatalım. Peki, doğanın korunması için çaba gösteren,çevre sorunlarına duyarlı, üretim ve tüketimde bilinçli,kendisinin de doğanın bir parçası olduğunu anlayabilen bireyler yetiştirmek için neler yapabiliriz ? Bunun için pek çok şey yapılabilir lakin, bu soruyla uzun zamandır meşgul olan beynim cevabını, 1940'larda çorak Anadolu toprağında yemyeşil açıveren Köy Enstitülerinde buluyor. Bu eğitim devam etseydi, bu kadar ekolojik yıkım yaşar mıydık acaba ? diye soruyorum kendime. Bu modeli günümüze uyarlamanın yolları elbette ki var. Aklıma ilk gelenlerden biri ise ülkemizde sayısı giderek artmakta olan ekolojik köylerden faydalanmak.
Coğrafya dersini arazide, doğa ile iç içe, uygulamalı olarak işlemek zorunlu olmalı aslına bakarsanız. Coğrafya öğretmenleri olarak bu hepimizin ortak temennisi. Ama eğitimde bu bilince ulaşana kadar, bireysel olarak yapabileceklerimiz de var. Okullarda, en azından yılda bir iki kere de olsa çocuklarımızı çevremizdeki en yakın ekolojik köye götürüp toprak, su, rüzgar ve yaşayan organizmalarla ilişki kurmalarını sağlayabiliriz. Doğal yaşam döngüsüne saygı göstererek insanların temel ihtiyaçlarını nasıl karşıladıklarını görmelerini, nesli tükenmekte olan hayvanların alanlarını koruma ilkesi edinmelerini, tarım aktivitesi deneyimi kazanmalarını, sınırlı kaynaklarımıza sürdürülebilirlik ilkesi ile nasıl yaklaşmaları gerektiklerini öğretebiliriz. Yine imkanlar dahilinde okul bahçesinde üretim yapıp sorumluluğunu alabilecekleri küçük ekolojik mekanlar oluşturabiliriz. Her şeyden önce bütün bunlar kendilerini saatlerce hapsettikleri dijital dünyadan uzaklaştırıp doğaya aidiyet duygusunu kazanmalarını sağlayacaktır.
Yeniliklere açık olan bu jenerasyonun dünyaya şekillendirirken aldığı kararlarda, coğrafi farkındalık sahibi olmaları bizim ellerimizde. Bütün bu yıkımları telafi etmek mümkün, ihtiyacımız olanlar ise onlara güvenmek, biraz sabır ve fedakarlık, bolca doğa ...

Arzu öğretmenim tebrik ediyorum. Hassas bir konuyu ele almışsınız. Güzel ve akıcı bir yazı olmuş. Devamını merakla bekliyorum
YanıtlaSilTeşekkür ederim Adem Hocam, devamını getirebilmek adına cesaretlendirdiğiniz için teşekkür ederim.
YanıtlaSil